08.25
İşte Uludağ Projesi’nin resmi sitesindeki bir paragraf:
"Uludağ projesi tarafından, Pardus’a eklenmek üzere hazırlanan yazılımlar GPL lisansı ile hazırlanmaktadır. Dağıtım içerisinde kullanılan yazılımların büyük çoğunluğu GPL ve diğer özgür lisanslar ile dağıtılıyor. Buna rağmen daha çok kullanıcıya ulaşabilmek için özgür bir lisans ile sunulmayan, özel donanım sürücüleri gibi bazı yazılımlar Pardus ile dağıtılabilir. Uludağ Projesi tarafından, Pardus için geliştirilen yazılımlar her zaman GPL ile dağıtılacaktır."
Pardus’a eklenmek üzere hazırlanan yazılımların GPL ile lisans altına alınacağını bilmek gerçekten Türkiye adına çok olumlu bir haber. Dağıtımın içinde bulunan diğer yazılımların büyük kısmının da GPL olmasa bile diğer özgür lisanlar altına alınmış olması bence üzerinde fazla durulmaması gereken teknik bir mesele. Bu dağıtımın tamamı sıfırdan yazılmadığı için dağıtıma dahil edilecek çeşitli yazılımların lisanlarını belirlemek olası değil, onları ya reddedeceksiniz ya da lisans uyarınca dahil edeceksiniz; bundan dolayı bu noktaya pek fazla takılmamak gerektiğine inanıyorum. Burda dikkatimizi kesinlikle çekmesi gereken bir söz var:
"büyük çoğunluğu"
Anlaşıldığı üzere bu, "hepsi değil" anlamına geliyor. O halde elimizde tamamı özgür olmayan dağıtım, ya da dilerseniz buna pekiyi işletim sistemi de diyebiliriz, yani aslında özgür olmayan bir işletim sistemi var. Öyle sanıyorum ki bu projenin aslında özgür olmak gibi bir amacı da yok, ancak keşke öyle olsaydı. Hep sanırdım ki insanlar tarihten ders alamazlar, çünkü tarih çok eskilere dayanır; ancak önümüzdeki durum bu değil. GNU’nun tarihi bindokuzyüzseksenlerden geriye gitmiyor, yani yirmi yıllık bir süreden bile dersler çıkaramıyoruz. Bu konu hakkında bilgili olanlara soruyorum, acaba GNU olmasaydı bugün elimizde bu dağıtımlardan herhangi birisinin olması ihtimali neydi? Özgürlük fikri olmasaydı bugün elimizde ne özgür yazılımlar ne de bunların bir araya gelmesiyle elde ettiğimiz özgür işletim sistemleri olabilirdi. Ancak yirmi yıl gibi kısa bir süre içinde esas olanın özgürlük olduğu unutulmuş ve iş çabucak popüler bir kimliğe bürünmüş. Bakın Uludağ Projesi ne diyor: "daha çok kullanıcıya ulaşabilmek". Ben kaynağı önemsemeyenlerin ilerleyebileceklerine inanmıyorum. En azından alınan yol aynı doğrultuda ve tatda olmayacaktır. Bugün yol popülerliğe doğru gitmektedir, ancak bugün elimizde olanların elimizde olmasını sağlayan popülerlik değil, özgürlüktür. Türklerden ve özellikle Türkiye’de yaşayan Türklerden elimizde olan bu fırsatı çok iyi değerlendirmesini istiyorum. Elimizde başta Amerika olmak üzere neredeyse konudan haberdar tüm ülkelerin reddettiği ya da kavrayamadığı bir değer var: özgürlük. Kopyacı anlayıştan kurtulmamız gerekli. Popülerliği bir kenara atıp, üzerinden geçip, özgürlüğümüze sahip çıkmalı, "özgürlük" denildiğinde ilk akla gelen, özgür olmak isteyen herkesin akın akın koştuğu bir ülke, bir millet olmalıyız. Eğer popüler bir projenin içindeyseniz, onu özgür kılmak için elinizden geleni yapın.
No Comment.
Add Your Comment